Wednesday, 23 March 2011

düşler düşünce. düşünceler, düşler, düşüverenler.


[sürGüncesi]: yazmışsın.. ve 17 kişi okumuş
[ah(sen,ben)]: o kadarcık mı?
[sürGüncesi]: e ne olacaktı?
[ah(sen,ben)]: şaka be ben o kadar bile beklemiyordum.
[sürGüncesi]: rekor sende değil ama.. Akın kırdı rekoru 40 küsür kişi..
[ah(sen,ben)]: akin?
[sürGüncesi]: zemlyakyuguruyuyaouyghurytuourıouo :S (nicki bu harflerin bir kısmını ya da hepsini içeren eleman)
[ah(sen,ben)]: nicki ilgi çekici gelmiştir :D
[ah(sen,ben)]: bi de bi de bi deeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee ağlarsınız ki ama sen yine de ağlamasan mı kine?
[sürGüncesi]: tamam, oldu..
[ah(sen,ben)]: üüfff
[sürGüncesi]: üfleme :(
[ah(sen,ben)]: amalia dinle ben dinliyorum hiç değilse gönlüme fado kaçtı dersin hem :)
[sürGüncesi]: solidao?
[ah(sen,ben)]: hala batıya mısın?
[sürGüncesi]: o var bir de:S ben ölünce ne olacak?
[ah(sen,ben)]: ölme sen.
[sürGüncesi]: ya öyle değil. kim nereye gömecek beni?
[ah(sen,ben)]: ben, sol mememin altına
[sürGüncesi]: eki ölmedi kalbimde yaşıyor :)
[ah(sen,ben)]: hani demiştin ya
[sürGüncesi]: ben bir sürü şey demişimdir
[ah(sen,ben)]: dur hatırlamaya çalışıom
[sürGüncesi]: durdum
[ah(sen,ben)]: rohan bir düşün içindeki düştü, önce düş düştü sonra rohan düşün düşüşüyle daha rahme düşmeden düşüverdi. işte o gün ben düştüm. düşü düşüvermiş her insan gibi düşüğüm ben de.
[sürGüncesi]: yuh
[ah(sen,ben)]: en?
[ah(sen,ben)]: ne*
[sürGüncesi]: nasıl hatırlıyorsun?
[ah(sen,ben)]: :) moleskin oley
[sürGüncesi]: !
[ah(sen,ben)]: :)
erkekler ağlamazmış, öyle yazıyor düşü düşüvermiş olanın durum mesajı yazılan yerinde (oranın kesin bir adı vardır ama :S) babamın ağladığını gördüğümde şaşkındım, babam ağlıyordu. sessizce balkon demirlerine dayanmış ağlıyordu, servisten inip bahçeye girdiğimde babaaaaaaaa demiştim de kaldırmamıştı başını, duymadı herhalde diye düşünmüş olabilirim. ama unutamıyorum yakına gelip de ağladığını gördüğüm anı. hala dinmeyen bir sızı oturmuştu ciğerlerim arasına. (sızılar biriktirip duruyorum zaten o günden beri, nasıl sığıyorlar anlasam o yumruk kadar yere)

görmemiş gibi yaptım, niye öyle yaptım bilmiyorum sanki utanacaktı. arka kapıdan girdim içeri (zengin değildik de müstakil evdi işte) anne dedim ses çıkmadı, sessizdi ev. balkona gittim baba dedim ses vermedi. eğer biliyor olsaydım "la noliy" derdim kesin. annem yok, babam balkonda ağlıyor bana cevap vermiyor. cep telefonu filan da yok ki annemi arayım ne oldu soruyum. dedem? babannem? dayım? halam? birine bişey oldu ellam diye düşünüyorum.

gayri ihtiyari dışarı çıktım tekrar, komşular bilir ya böyle şeyleri. yan komşumuza gittim kapı duvardı. diğer komşu, hatice teyzelere gittim. ama soramam ki "babam neden ağlıyor" diye. kapı açılırken ne sorsam diye düşündüğümü hatırlıyorum ve kap açılınca "noluyor?" dediğimi. ve o anda fark ettim cevap almadan, babamın hafta içi evde ne işi vardı ki? "gel kızım, aziz amcan da size gidiyordu" dedi. annemi gördüm içerde, çizmelerimi çıkarırken. donuk bir halde halıya bakıyordu, bacağını sallayarak. bilirdim annem üzgün ya da kızgınsa sallardı bacaklarını öyle.

gittim yanına, kafasını kaldırdı, baban nasıl dedi bana. ağlıyor diyemedim hatice teyzenin yanında, utanç biliyoruz ya erkeklerin ağlamasını. o sırada aziz amca geldi hadi ahsen, okula git de filizi al eve getir çıkışta, annenle hatice teyzen de "sali" (uzun bir es) zehra teyzenlere gidecek evde bekleyin bizi. dedi. 4 damlanın gözlerinden o alevi bıyıklarına süzüldüğünü gördüm. ağlıyor dedim balkonda ağlıyor. anneme.

filizi almaya okula giderken gördüm salih amcaların evinin önündeki kalabalığı, feryat figan kadınları ve kimi sessizce ağlayan kimi kafasını yüksek duvara dayamış duran adamları. korkuyla yürüdüm, okula gittim filizi bekledim, annem nerde dedi kimse bir şey dememiş olsa da berber salih amcalara gittiler diyemedim. zehra teyzelere gittiler gel biz parkın oradan yürüyelim dedim. normalde yalnız gitmemiz yasak olan parkın yanından gittik eve.

hacı abi bakkalı kapatıyordu. filize beklesene dedim bir anda büyümüştüm sanki. yola çıkma diye tembih edip gittim hacı abiye sordum; salih amca öldü demi diye. hani söyleyecek çok sözümüz vardır da karşımızdaki bir kelimeyle özetler ve biz kafamızı eğer susarız. öyle bir susmayla anladım olanı.

babamın klüpten, aziz amcanın "yol"dan arkadaşları, "yol"daşları berber salih amca ölmüştü ve kardeşi öldüğünde ağlamayan (belki de ağlama fırsatı bulamayan) babam ağlıyordu. o gün anlamıştım ben, erkekler de ağlardı ve bazen ağlayan erkek ağlamayan erkekten daha güçlüydü.
10 yılı geçti ben o mahalleye, o şehre hatta o ülkeye gitmeyeli. gidemeyeli, çünkü ben ailenin sevdiğine kaçan bu yetmezmiş gibi 3 yıl sonra kaçtığından boşanan orospu kızıyım. oralar bana yasak.


[bu blogda yer alan yazılar atıfda bulunulması kaydıyla alıntılanabilir ve yeniden yayımlanabilir.]

0 comments:

Post a Comment

Web Statistics